Be Mobile Create Together Projesinde neler oluyor?

Be Mobile Create Together Projesinde neler oluyor?

Avrupa ve Türkiye arasında devam eden çok disiplinli sanatçı değişim programı Be Mobile – Create Together!’ın ilk dönemi sona ererken, sanatçıların yeni üretimleri de ilk defa izleyiciyle buluşuyor.

 

AB-TR Kültürlerarası Diyalog Programı kapsamında. fonlanan ve Fransız Kültür Merkezi önderliğinde Hollanda Büyükelçiliği, Goethe Enstitüsü ve İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın (İKSV) ortaklığında yürütülen Be Mobile – Create Together! projesinin ilk dönemiyle birlikte yurtdışındaki sanatçı evlerinde konaklamaya başlayan sanatçılar, üretimlerini sergilemeye ve paylaşmaya başladı.

Geçtiğimiz Eylül ayında başlayan ve Mayıs 2020’ye kadar devam edecek proje çerçevesinde 30 sanatçı farklı zamanlarda ve sürelerle Fransa, Almanya, Hollanda ve Türkiye’de farklı disiplinlere odaklanan sanatçı evlerinde kalıyor. Haziran ayında tercihleri ve ilgi alanları doğrultusunda sanatın farklı alanlarına hâkim 13 sanatçı eviyle eşleştirilen 30 sanatçıdan 10’u, Eylül ayından bu yana üretimlerini Fransa, Almanya, Hollanda ve Türkiye’de sürdürüyor.

İstanbul’un farklı noktalarında performanslar

Projenin ilk dönemi kapsamında İKSV Sanatçı Evi Lina Gómez, Kasia Fudakowski ve Nina Kuttler’ı ağırlarken arthereistanbul’da Abel Korinsky konaklıyor. Üç ay boyunca şehri deneyimleyen ve üretimlerini burada devam ettiren sanatçılar, bu dönem yaptıkları çalışmaların bazılarını yine İstanbul’da sergileme imkânı buluyor.

15 Eylül’den bu yana çalışmalarını İstanbul’da sürdüren Berlin merkezli ses sanatçısı Abel Korinsky, 6-15 Aralık tarihleri arasında İstanbul Şehir Hatları Haydarpaşa İskelesi’nda 9 gün sürecek bir ışık ve ses enstalasyonuna imza attı.   YAKAMOZ’un açılışı, 5 Aralık Perşembe akşamı sanatçının canlı bir elektronik müzik konseri de sunduğu performansıyla yapıldı. Ziyaretçiler, önce ilhamını Berlin’deki kulüp kültürüyle İstanbul’un melankolik atmosferinden alan akustik bir yolculuğa çıktı. Ardından çok-kanallı, canlı bir sistem olan YAKAMOZ, İstanbul’un eşsiz uzamından sıçrayan seslerle yepyeni bir işitsel tecrübe sundu.

İKSV Sanatçı Evi’nde konaklayan performans sanatçısı Lina Gómez ise, 2 Aralık Pazartesi günü Hasköy Yün İplik Fabrikası’nda özel bir performans gerçekleştirdi. İstanbul’da kaldığı üç ay boyunca şehrin mekânını anlamaya yönelik araştırmalarının neticesi olan bu performansı sanatçı, bir “açık prova” olarak nitelendirdi. Gómez’e performansında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nden yedi öğrenci ve altı ses sanatçısı eşlik etti.

Heykel, performans, yazı ve film içeren eğlenceli çalışmalarıyla tanınan sanatçı Kasia Fudakowski, İstanbul’da bulunduğu sürede kısa metrajlı bir film çekti. Film, önümüzdeki sene Almanya’da sergilenecek. Fudakowski’nin ayrıca Avrupa’da sergilenecek iki eserinin üretimini de Türkiye’de gerçekleşiyor.

Nina Kutler ise İstanbul’da geçirdiği süre boyunca kıyı temizliği konusunda araştırma yaptı. TÜDAV (Türk Deniz Araştırmaları Vakfı) ile 23 Kasım’da ANEMONE Projesi kapsamında İstanbul’un Filburnu sahilinde ikinci deniz çöpü araştırmasına katıldı.

 

Türkiyeli sanatçılar Almanya, Hollanda ve Fransa’da neler yaptı?

Eylül ayından bu yana farklı disiplinlerden altı Türkiyeli sanatçı da Almanya, Hollanda ve Fransa’daki misafir sanatçı programlarında katıldı.

İlayda Tunca, 10 Ekim’de Paris’in köklü misafir sanatçı programlarından Cité Internationale des Arts’da açık stüdyosu “A Juicy Topic to Mumble” (Konuşmak için Sulu bir Konu) ile kendi yayımladığı “Jack ve Sihirli Fasulye Sırığının Yapı Çözümü” isimli kitabını tanıttı.

Paris’in daha çok dijital sanatlara eğilen sanat merkezi Le Cube’ün konuğu olarak programa dâhil olan Didem Yalınay, çalışmalarını uluslararası katılımla genişletme fırsatını yakaladı. Akademi ve sanat alanında disiplinlerarası çalışan ve özellikle jeneratif sanata odaklanan sanatçı, Paris’te kaldığı sürede 20 Kasım’da Cite Internationale des Arts’da, 22  Kasım’da ise Le Cube’de “Verileri Yeniden Düşünmek://gürültü/süz” başlıklı bir atölye düzenledi. Katılımcıları birlikte veri tasarlamanın yollarını bulmaya davet etmek için veri dünyasında üretimi öne çıkaran bir kurulum yaptı.

Fotoğraf projeleriyle ve belgesel film yapımcılığıyla ilgilenen Gülşin Ketenci, Künstlerhaus Bethanien’in konuğu olarak 15 Ekim’den bu yana Berlin’de. 15 Mart’a kadar üretimini burada sürdürecek sanatçı şu sıralar Almanya’da kadın basketbol takımı Türkiyemspor’un sporcularını konu alan bir proje üzerinde çalışıyor.  Özellikle kadınların emeğinin her alanda daha görünür olmasını sağlamak için fotoğraflı hikâyeler üretmeye çalışan Ketenci, 14 Kasım’da bir açık stüdyo etkinliği ile çalışmalarını paylaştı.

Çağdaş dans çalışmalarına odaklanan sanatçı evi Dansmakers’ın konuğu olarak Ekim ayını Amsterdam’da geçiren Canan Yücel Pekiçten, tiyatro birlikleri RAST ve Dansmakers Amsterdam ortaklığında, Podium Mozaiek’te “How to Enjoy Ceylon Tea” (Seylan Çayı’nın Tadı Nasıl Çıkarılır) adlı performansını sergiledi. Performans, sömürge ürünlerinden Seylan Çayı’nın tadını çıkarmanın alternatif yollarını arayan solo bir dans gösterisiydi. Georges Bizet’in oryantalist operası İnci Avcıları’ndan ilham alan Yücel Pekiçten, performansında Batı’da egemen olan kavramsallaştırma yöntemlerine dikkat çekmeyi hedefledi.

Çalışmaları çizim, video, kolaj ve enstalasyonlar etrafında şekillenen ve biyolojik süreçlerle ilgili araştırmalara dayanan Burcu Yağcıoğlu, Kasım ayı boyunca Maastricht’te yer alan Jan van Eyck Academie’de konakladı. Fasciation olarak bilinen bir bitki mutasyonu üzerine çalışan sanatçı, 27 Kasım’da sanat pratiği, bitkilerin mutasyonu ve botanik anomalileri üzerine bir sunum yaptı.

Ekim ayında Amsterdam merkezli Rast Theater’ın konuğu olan Diren Demir, 20 Ekim’de Theater RAST ve Dansmakers ortaklığında Podium Mozaiek’te “Confessions” (İtiraflar) isimli bir interaktif enstalasyon sergiledi. Enstalasyonunda Diren, katılımcıları bir itirafta bulunmaya davet ediyor ve itiraf edilen her bir günah için kendi günahlarından birini itiraf ediyor.